Bilim

DÜNYANIN EN KORKUTUCU KORSANI BARBAROS HAYRETTİN!

Korsanlar, şüphesiz insanlığın en maceracı ve en sıra dışı yaşam tarzına sahip karakterleri, dünyaya baş kaldırmayı ve imparatorlukların güçlü donanmalarına karşı savaşmayı göze almış, efsanelere konu olmuş bu savaşçıların amaçları ganimet, Altın bazen sadece keşfetmek ya da bir yakınının intikamını almaktır. Korsanlar hiç beklenmedik anlarda şehirleri işgal eder, gemileri basar, ellerine geçirdikleri ganimet ile oradan ayrılır 

 Fakat korsanların bazıları var ki tarihe yön vermiş, hatta kendi ülkelerini kurmuşlardır. Batılı kaynaklar tarafından tarihin gelmiş geçmiş en büyük korsanlarından biri olarak kabul edilen, daha sonra Osmanlı Devletine hizmet edecek olan Barbaros Hayrettin Paşa’da onlardan biridir. Korsan kaptanların çoğu, onları takip edecek bir mürettebatı ve gemileri olduğunda kendilerini çok daha güçlü ve güvende hissederlerdi.

 Fakat Barbaros Hayrettin onlardan biraz daha farklı, çünkü bırakın onu takip edecek mürettebat ve gemiyi kendisine ait büyük filoları hatta Cezayir kıyılarında bir devleti bile vardı yarattığı korku nedeniyle de kızıl sakal anlamına gelen Barbaros lakabı da ona Avrupalılar tarafından verildi. Barbaros hayrettin Selanikli bir Türk babanın ve Rum bir annenin dört çocuğundan biri olarak Midilli de doğdu.

 Aslında gerçek ismi Hızır iken yıllar sonra kanuni Sultan Süleyman tarafından ona, dine hizmet olan Hayrettin ismini verir. O denizciliğe oldukça mütevazı bir şekilde, sıradan bir denizci olarak başlasa da bir gün Ege denizinde, Rodos şövalyelerine tutsak düşmesi onun yapısını oldukça değiştirir. Esaret yıllarında neler yaşadığı tam olarak bilinmiyor.

Bütün malı ve mülküne el konulan Barbaros, kendi adaletini kendi sağlamak ve batı topraklarını yağlamak amacıyla yanına kardeşlerini de alarak bir korsan filosu kurar. Gemileriyle birkaç İspanyol ticaret gemisini yağmaladıktan sonra ekonomisi güçlenir ve yavaş yavaş Avrupa’nın kıyı şehirlerine hızlı baskınlar yapmaya başlar. Bunları yaparken Tunus kralına ve Yavuz Sultan Selime hediyeler göndererek dostluklarını kazanmayı ihmal etmez. Artık o bir efsaneye dönüşmüştür.

 Öyle ki Akdeniz’in en korkulan denizcisi Barbaros olmuştur hatta günümüzde bile İtalyan kıyılarında anlatılmaya devam eden bazı efsaneler vardır, efsanelere göre geceleri korkunç karanlık yüzleriyle canavar Türkler yaramaz çocukları çalmaya gelirler. Huysuzluk yapan çocuklarına İtalyan anneler, sessiz olmazsan Türkler gelir ve seni götürürler diye korkuturlardı

 İşte bu efsanelerin doğması, Barbaros gibi Türk korsanların yaptıklarından kaynaklanıyor, öyle ki Barbaros Avrupa’nın kıyı şehirlerine baskınlar yaparak, genç kız ve erkek çocuklarını kaçırıyordu daha sonra bu çocukları esir olarak alır genç kızları da dostu olan Sultanlara hediye ederdi. Hatta bazen Kraliçe ve Prensesleri bile geceleri saraylarına gizlice adamlarını sokarak kaçırır ve Osmanlı sultanlarına gönderirdi. Sonraları Kanuni Sultan Süleyman’a hediye ettiği İtalyan prenses nedeniyle, Hürrem Sultanın da düşmanlığını da kazanmıştır.

 Barbaros’un Cezayir limanını inşa ederken, 60 bin Hristiyan esir çalıştırdığı bilinmektedir. Bir gün adamları Hristiyan adamın üstünü ararken, papalık ve Tunus krallığı arasında yazılmış bir mektubu bulurlar. Mektup’da Papa bir haçlı seferi yapacağını söylüyor, Tunus sultanı da Kuzey Afrika da hiçbir türkün bırakılmaması gerektiği söyleniyordu hatta Barbaros’un da kellesi isteniliyordu bunun üzerine Tunus ve Cezayir’i işgal ederek kendi himayesine aldı.

 Afrika da ki bu gelişmelerden rahatsız olan Papa, Andrea Doria komutasındaki 600 büyük gemiden oluşan büyük bir donanmayı, Türk Hâkimiyetin deki Preveze kalesini almak için gönderir, Kanuni Sultan Süleyman da, Barbaros ile anlaşarak ona Osmanlı donanma komutanlığını verir ve bu kanlı savaşın sonunda 600 gemilik haçlı donanması Barbaros tarafından yol edilmiştir. Bu olay Akdeniz tarihinde ki en büyük deniz savaşlarından biridir ve Barbaros’un üstün denizciliği sayesinde kazanılmıştır.

 Kanuni, başarıların dan dolayı Barbaros’u İstanbul’a çağırarak kaptan-ı derya ilan eder. Sıradan bir tüccarken, korku salan bir korsanlığa geçen Barbaros dönemin en büyük imparatorluğunun da deniz kuvvetleri komutanıdır. Hayatı macera ve denizlerde geçen Barbaros yıllar sonra yaşlanıp ölüm döşeğinde, hayatı boyunca geçirdiği serüvenler de kaybettiği yoldaşlarını anarak huzur içinde İstanbul da ölür. Son isteğinin bir denizci olarak, denize atılmak olduğu biliniyor. Dönemin şeyhülislamı, olaya şiddetle karşı çıkması sonucu vasiyeti yerine getirilmemiştir.